Robert de Montesquiou'ya Ait Altın Kaplamalı Yarasa, 2001 Sotheby’s Müzayedesinde Dikkat Çekti
West Village’te Matthew Marks ve Jack Bankowsky’nin evinde görülen altın kaplamalı yarasa, Robert de Montesquiou’nun eski mülkiyeti olarak tanındı ve 2001’de Sotheby’s’in Hughes vasiyetindeki müzayedesinde lot 208 olarak satıldı.

Geçtiğimiz kış Manhattan’ın West Village semtinde bir tatil partisinde, Matthew Marks ve Jack Bankowsky’nin ortak evinin ön salonunda gözümüze çarpan büyük, kanatları açık altın kaplamalı bir yarasa, nesnenin tarihsel ve estetik değerini anında ortaya koydu. Fotoğrafçı Dominique Nabokov’un çektiği karede, yarasa kapı üzerindeki konumuyla mekâna gotik bir hava katıyor.
Nesnenin kökeni, fin-de-siècle estetikçisi Robert de Montesquiou’ya dayanıyor. Montesquiou, Proust’un “Baron de Charlus” ve Huysmans’ın “Des Esseintes” karakterlerine ilham veren, kendisine “yarasa” (cher bat) lakabını takan bir aristokrattı. James McNeill Whistler, onu Frick Collection’da bir portrede tasvir etmiş ve ikili mektuplarında birbirlerine “cher bat” ve “cher butterfly” diye hitap etmişlerdir. Montesquiou, odalarını “boyaux” (intestines) olarak adlandırdığı on bir küçük odada süslemelerle dolu bir ev inşa etmiş, bu ortamlar onun kimliğinin bir parçası haline gelmişti.
Montesquiou’nun ölümünden sonra eşyaları açık artırmalar ve miras yoluyla dağıldı. Yarı asırlık bir ara vererek, Fred Hughes 2001’de Sotheby’s’in New York’taki Hughes vasiyet müzayedesinde bu altın yarasayı lot 208 olarak satın aldı. Hughes, bu nesneyi Paris’teki bir dairedeki dekorasyonuna eklemiş ve daha sonra New York’taki evine taşımıştı. Günümüzde nesne, Marks ve Bankowsky’nin evinde sergilenerek, geçmişin bir parçası olarak yeniden göz önüne çıkıyor.
Altın yarasa, Montesquiou’nun “odalar bir yazı, bir müzik” anlayışıyla şekillendirdiği sembolik bir nesne olarak, hem kişisel bir mücevher hem de dekoratif obje kimliğini taşıyor. Nesnenin görünümü, 19. yüzyıl sonu sembolist akımının karanlık ve mistik motiflerine işaret ederken, modern koleksiyonculukta da tarihsel bir bağlam ve estetik bir referans sunuyor

