Chelsea ve Tribeca’da Açılan 10 Yeni Galeri Sergisi: Dekoratif Anlamda Çeşitlilik ve Eleştirel Bakış
Geçtiğimiz hafta Chelsea ve Tribeca’da açılan on galeri sergisi, dekoratif öğelere yönelen bir eğilim sergiliyor; sanatçılar perspektif, tarihsel motif ve malzeme deneyimlerini farklı yaklaşımlarla sunuyor.

Sanat sezonu, Chelsea ve Tribeca sokaklarını yeni sergi açılışlarıyla doldurdu. Açılışlar, sosyal bir hareketlilik yaratırken, sergilenen eserlerin içeriği daha çok dekoratif bir atmosfer üzerine odaklandı; kavramsal temalar geride kalmış gibi görünüyor.
Karma’da Yvonne Jacquette’in “Lincolnville Beach” adlı eseri, uçuş perspektifinden manzara sunarak sıradan bir deneyimi hâlâ etkileyici bir gözlemle birleştiriyor. Olney Gleason’da Pablo Bronstein, tarihsel saat motiflerini fantastik çizimlerle yeniden yorumlayarak tasarım nesnelerinin sınırlarını zorladı.
Pace Gallery’de Torkwase Dyson, “Interbeing Blue” adlı soyut çalışmalarında okyanus altyapısına dair teorik söylemlerle izleyiciyi karşılaştırmalı bir deneyime davet ediyor. Zwirner’de Nate Lowman’ın “Nobody’s Home” sergisi, “zombi formalizm” olarak tanımlanan bir estetikle izleyiciyi mesafeli bir soğuklukla karşılıyor.
C24’de Fırat Neziroğlu, tekstil ve plastik tel kombinasyonlarıyla punk bir yaklaşım sergilerken, Hauser & Wirth’de Anna Maria Maiolino ve George Rouy, heykel ve çizimlerde negatif alan ve figüratif yoğunluk üzerine odaklanıyor. Skarstedt, Cristina BanBan’ın “Jaque Mate” sergisiyle, figüratif çizimlerde yüz ifadeleriyle farklı bir anlatım sunuyor.
Son olarak, Nicola Vassell’de Na Kim’in bulut temalı ince resimleri ve Ellie Rines Gallery’de Christopher K. Ho’nun “Waterloo!” adlı eseri, ışık ve malzeme oyunlarıyla kısa bir süreliğine izleyiciyi farklı bir mekâna taşıyor.


