Müzeler İçin Yapay Zeka: Bağlantıyı Güçlendiren Beş Strateji Raporu
Remuseum projesi, Crystal Bridges Museum tarafından düzenlenen raporda, yapay zekanın müzelerde bağış toplama, iletişim, personel eğitimi ve ziyaretçi deneyimi gibi beş alanda kullanılabileceğini, ancak etik ve telif hakları gibi risklerin de bulunduğunu vurguluyor.

Remuseum adlı bağımsız araştırma projesi, Crystal Bridges Museum of American Art tarafından organize edilen bir rapor yayımladı. Raporda, yapay zekanın (AI) müzelerde insan bağlantılarını güçlendirebileceği, fakat aynı zamanda etik, çevresel ve telif hakkı riskleri taşıdığı belirtiliyor. Rapora göre, AI’nin otomasyon ya da iş kaybı yaratma amacı değil, ziyaretçi ve sanat eserleri arasındaki etkileşimi derinleştirme potansiyeli ön planda.
Rapor, AI’nin beş temel kullanım alanını tanımlıyor. İlk olarak, MoMA’nın lobisindeki dijital duvarda Refik Anadol’un "Unsupervised" adlı yapay zeka tabanlı enstalasyonu örnek veriliyor; bu proje karışık tepkiler almış. İkinci alanda, Detroit Institute of Arts, veritabanlarını bir "kurumsal beyin"le birleştirerek bağış toplama süreçlerini destekliyor. Üçüncü olarak, Frye Art Museum, AI sayesinde personel tarafından oluşturulan bir rehberle tutarlı bir iletişim dili sağlıyor ve tekrarlayan ziyaretçilerin web trafiğinde %20 artış gözlemlenmiş. Dördüncü kullanım, personel gelişimi için AI eğitimi. Beşinci ve en tartışmalı alan, ziyaretçi deneyimini kişiselleştirme; Cleveland Museum of Art ve National Gallery of Art, eser açıklamaları ve tarihsel yorumlar üretmek için AI kullanıyor, ancak sahte içerik ve veri sahipliği konularında endişeler dile getiriliyor.
Rapor, AI uygulamalarının etik yönergeler ve denetim mekanizmalarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguluyor. Crystal Bridges direktörü Rod Bigelow, AI destekli bir sanal asistan "Rosie"nin ziyaretçilerin duygusal ve bilişsel ihtiyaçlarına yanıt vererek kaynakların etkisini genişletebileceğini belirtiyor. Ancak Frye Art Museum direktörü Jamilee Lacy, fiziksel galeri deneyiminin yerini AI’nın tam olarak alamayacağını, orijinal sanatla yüz yüze etkileşimin hâlâ vazgeçilmez olduğunu ifade ediyor.


